Cildimiz


“Cildimiz” sesli anlatım
Cilt analizi, cilt tipiniz hangisi

Cilt analizi gözlemle de yapılabilir, cihazlarla da. Artık çok gelişmiş cihazlar var, bunlarla temizlenmiş bir cildin analizi rahatlıkla çabucak yapılabiliyor. Başta genetik ve yaş olmak üzere, fiziksel etkenlerden ruhsal duruma kadar bir çok faktör cildin yapısını belirler.

Cilt türleri şunlardır:
Normal
Karma
Kuru
Yağlı
Yaşlı (atrofik)
Alerjik, hassas

Ciltte su dengesi nedir?

Yumuşak ve esnek bir cilt için corneum tabakasının (deri 3 katmandan oluşur, ilk ve en üstteki 1.katman ise 5 katman halinde hücre sırası ile oluşur, bu en üstteki 5 katmandan oluşan kısmın en üst tabakası corneumdur. ) % 10 su içermesi gerekir. Eğer bu tabaka kuru ve su seviyesi bu oranın altına düşerse esneklik kaybolur, üst deri sertleşir ve kayıp fazlalaşırsa deri çatlama eğilimi gösterir. Derinin gözeneklerinden ter yoluyla kaybolan suya ek olarak daha az miktarda su, corneum tabakasının yüzeyinden sürekli kaybedilir. Yüzeydeki su kaybı engellenemezse (bakım, özellikle nemden yoksunsa nem yoğunluklu ürün kullanılmalı )ve üst deri altından veya alt deriden nem (bu durumda mezoterapi önerilir) sağlanamazsa kuruma gerçekleşir.

Corneum tabakasındaki nem miktarı aşağıdaki faktörlere bağlıdır:

Cilt yüzeyindeki yağ miktarı: Cilt yüzeyinde bulunan yağ tabakası, corneum tabakasında su kaybını engeller. Yağ, suyu emen bir tabaka oluşturur. Alt tabakadan suyu çekerek derinin yüzeyini yumuşak tutar. Eğer yağ bezleri tarafından yeterli miktarda sebum (yağ) üretilirse bu yumuşatıcı etkisi görür çünkü yağlı sebum su kaybını engeller. Sebumun yetersiz olduğu hâllerde bu durum, cilde yağ takviyesi ile giderilebilir. Emülsiyon şeklindeki makyaj kremleri ve losyonlar, hem yağ hem de su içerdikleri için yumuşatıcı olarak kullanılır. Su corneum tabakasını yumuşatır, yağ ve su kaybını engeller.

Çevredeki havada bulunan nem: Fazla ortamlarda deri yüzeyinde bulunan su, buharlaşarak ayrılmaz ve deride su miktarı artar. Normal nemli bir ortamda derideki su kaybı, alt deri ve üst deri altından yüzeye su takviyesi ile dengelenir. Eğer havadaki nem oranı az ise bu genellikle merkezi ısıtmalı odalarda (odalara mutlaka nem ölçer alınmalı ve % 45-55 arası nem sağlanmalıdır) soğuk, kuru kış günlerinde söz konusudur. Nem kaybını deri karşılayamaz ve deride kuruma gözlenir.

Derinin su tutma kapasitesi: Corneum tabakasının suyu tutabilme kapasitesi, sürekli olarak yağlılığın azalması nedeni ile yaş ilerledikçe azalır ve alt deri üst deriye daha az su temin edebilir. Yaşlanma süresince dikkate değer bir şekilde deride kuruma görülür.

Cilt temizliği ve bakımı nedir?

Cilt üzerinde biriken katmanı (ölü tabaka) temizleyerek cildi yenilemek, komedonlardan, siyah noktalardan arındırarak, aknelerin oluşumunu önlemek, cilt esnekliğini ve gençliğini devam ettirmek için yapılan uygulamalardır.

Cilt temizliği ve bakımını yapıldığı yere göre iki ayrı grupta değerlendirebiliriz : Ev (günlük,haftalık ve aylık) ve Güzellik Salonu (periyodik olarak uygulanan haftalık veya aylık) bakımlardır.

Günlük bakımlar

Temizleme: Cilt temizliği her gün yapılması gereken bir uygulamadır. Cilt türüne uygun bir temizleyici ürünle cilt sabah ve akşam mutlaka temizlenmelidir.
Sıkıştırma: Günlük bakımlarda sonraki aşama, tonik uygulamasıdır. Tonik cildin türüne göre seçilmeli, cildi ferahlatır rahatlatır, gözenekleri sıkıştırır ve temizleme ürününden arta kalan kalıntıları temizler.
Nemlendirme: Günlük bakımlarda sonraki aşama nemlendirici ve gündüz kremi uygulamasıdır. Nemlendirici uygulamasında, gündüzleri cildi nemlendirmek ve dış etkenlerden korumak, amaçlanmaktadır.
Bakım: Tonikten sonraki diğer bir uygulama gece kremi
uygulamasıdır. Gece kremi (retinol, c vitamini vb içerir) uygulamasında, geceleri özellikle cildin yenilenmesine yardımcı olmak amaçlanmaktadır.
Göz çevresi ve boyun bakımı: Göz çevresi ve boyun bölgesi özel
bakım gerektirir. Bu bölgelere günlük olarak, uygun kozmetiklerle bakım uygulanmalıdır.

Aylık ve haftalık bakımlar

Cilt ihtiyacına göre, haftalık veya aylık olarak scrup, peeling ve bakım maskesi uygulamaları yapılmalıdır. Bu bakımlarla ciltte biriken ölü tabakalardan cilt arındırılır, kullanımı sonrasında cildin ihtiyacına göre cilt nemlendirilir, beslenir, gözenekler sıkıştırılır.

Kişi bireysel olarak evde cilt temizliğini düzenli yapsa da mutlaka güzellik salonlarından destek almalıdır. Çünkü güzellik salonlarında kullanılan cihazlar la yapılan derin cilt temizliği ve cildin beslenmesi evde sağlanamaz. Evde düzenli cilt temizliğini yapanlar, ardından periyodik olarak güzellik merkezlerinde gerçekleştireceği cilt temizliği ve bakımları ile mükemmel bir cilde ulaşır.

Cilt Temizliği ve Bakımının Amacı

Cildi, cilt yüzeyinde biriken toz, kir, makyaj artıkları, yağ ve ölü hücrelerden temizlemek,
Cildin hava, oksijen alış verişini artırmak,
Cildin yıpranmasına ve deforme olmasına engel olmak,
Cildin beslenmesine ve yenilenmesine (daha canlı görünmesine) yardımcı olmak,
Cildi dış etkenlere karşı korumak amaçlanmaktadır.

Cilt temizliği ve bakımı neden profesyonellik ister?

Kişinin evde yaptığı bireysel bakım ile cihaz ve ekipmanları tam profesyonel kadrolarca yapılan bakım arasındaki farkı anlatabilmek için buralarda kullanılan cihazların (görseldeki cihazlar başlangıç cihazlarıdır, görseldekinden çok daha kapsamlı ve kompleks olan cihazlar mevcuttur) bir kısmından bahsedelim.

Vapor – Ozon (Buhar-Ozon Makinesi)

Su seviyesinin gözlenebileceği bir kap, su kaynatma ve buharlaştırma kapasitesine sahip bir ısıtıcı ve zengin oranda ozon ihtiva eden su buharı elde etmek için ilave edilmiş bir ultraviyole lambadan ibarettir. Bağımsız olarak kullanılan butonlar sayesinde su buharı ve ozon ayrı ayrı aktive edilir.

Su buharının fizyolojik etkileri

Cilt ısısını yükselterek, cilt üzerindeki kan ve lenf akış hızını arttırmak, cilt yüzeyinde su buharının etkisiyle yumuşama ve gözeneklerin açılmasını sağlamak. Böylece toksinlerin ciltten uzaklaştırılmasını sağlar, komedonların (siyah noktaların) çıkartılmasını kolaylaştırır, kozmetik ürünlerin cilde nüfusunu kolaylaştırır, ter ve yağ bezlerini uyararak, ciltteki toksinlerin ciltten uzaklaştırılmasına yardımcı olur, keratin pullarının dökülmesine yardımcı olur.

Ozonun fizyolojik etkileri

Hücrelerin ve dokuların oksijen seviyesini yükseltir, mikroorganizma öldürücü, dezenfekte etkisi oldukça yüksektir, ciltte bulunan yağı kurutucu etki gösterir.

Frimatör(Fırçalama)

Cildin temizliğinde kullanılan, yuvasına oturtulmuş bir fırçayı her iki yönde
çevirebilme özelliğine sahip farklı devirleri olan mekanik bir cihazdır. Fırçalama hızı ve dönüş yönü ayarlanabilir. Yanaklar, burun ve dekoltede uygulamak üzeredeğişik ebatta fırçaları bulunmaktadır. Dönen kıl fırçalar, cildin gözeneklerinde biriken atık maddeleri çözerek, dışarı atılmasını kolaylaştırırlar.

Kullanım amacı : Cildi derinlemesine temizlemek, ciltte biriken toksik kirli maddeleri ve fazla yağ ifrazatını ciltten çıkarmak. Epidermis tabakasındaki ölü hücreleri ciltten çıkarmak. Masaj etkisiyle, kan dolaşım sisteminin uyarılması ve dokuların beslenmesini kolaylaştırmak. Uygulama sonrası yapılacak olan bakım aşamaları esnasında cilde uygulanacak kozmetik ürünlerin nüfusunu artırmak. Cilt temizliği işleminde kullanılan scrup kremleri, temizleme ürünleri, jeller ve benzeri kozmetiklerin etkilerini arttırmak. Kan dolaşımı bozuk ve cansız cildi canlandırmak. İlkbahar sonunda yaza ve yoğun güneşe hazırlık amacıyla kullanılır. U.V. ışınlarının cilde nüfusu ile daha duru ve kolay bronzlaşan bir ten elde edilmiş olur. Yaz sonunda ciltte biriken ölü hücrelerin ciltten uzaklaştırılması amacıyla kullanılır.

Yüksek Frekans

Yüksek frekans yaklaşık 30.000 – 40.000 volt şiddetinde alternatif bir akımdır. Bu akım içerisi boşaltılmış vakumlu cam elektrotlar aracılığıyla değişik şekillerde uygulanır. Cam problarda 2 çeşit ışıma vardır. Bunlar mor ve turuncu (kırmızı) ışımalardır. Ayrıca problar uygulama bölgelerine ve kullanım amacına göre genel olarak farklı formlarda üretilmiştir.

Mavi mantar prob: Komedonların çıkartılması işleminden sonra cilt yüzeyinin
sterilizasyonu için kullanılır.

Kırmızı mantar prob: Cilt yüzeyindeki kızarıklıkları almak, cildi yatıştırmak,
kan dolaşımını hızlandırmak amacıyla kullanılır.

Sivilce probu: Sivilcelerin kurutulması amacıyla kullanılır.

Boyun probu: Boyun, koltuk altı gibi bölgelerde kullanılmak üzere
geliştirilmiştir.

Saç probu (tarak şeklinde): Bazı saçlı deri rahatsızlıklarının tedavisinde
kullanılır.

Fizyolojik etkileri

Termal etki: Bu tür akımın ısı etkisi birçok test ile ispatlanmıştır. Bu
termal yükselme aşırı olmamakla birlikte cildin ısısını yükselterek, hücre
metabolizmasında artış sağlar. Bunun sonucunda doku beslenir ve oksijen
seviyesi artar.

Damar genişletici etki: Periferik kan dolaşımını uyarır ve hızlandırır. Yüksek frekansın çok kuvvetli bir hiperemi ve dolayısıyla da damarları genişletici etkisi vardır.

Bakteri öldürücü ve antiseptik etki: Elektrotlardan cilde geçen akım havanın oksijeni ile etkileşerek ozon gazı oluşturur, oluşan ozon bakteriyel ve antiseptik etkisiyle cilt sterilizasyonunu oluşturur.

Konjesyonu(ödem, şişlik) azaltıcı etki: Cilt apseleri ve kan toplanmalarında
iyileştirici etkisi vardır.

Sakinleştirici etki (Sedasyon): Sinir uçlarının uyarılması yoluyla meydana gelir.

Vac-Sprey (Vakum-Sprey)

Vakum-Emme kapları vakum sisteminin mekanik etkisinden yararlanılarak cilt yüzeyinde bir emme işlemi gerçekleştirir. Periyodik aralıklarla uygulanan basınç ve emiş havası yüzdeki masaj uygulamasına yardım eder. Fizyolojik etkisi küçük vuruşlar ve sarsma şeklinde olan el ile uygulanan masaja benzemesine rağmen havanın yaptığı titreşim çok daha etkilidir.
Değişik şekillerde vantuz (emme) kapları vardır. Yuvarlak emme kapları siyah
noktaların çıkmasında, yassı emme kapları ise kırışıklıkların ve çizgilerin bakımında kullanılır. Tüm emme kapları camdan yapılmıştır. Tümü içerisinde filtre görevi yapacak pamuğun yerleştirileceği küçük bir boyuncuk vardır. Emme kaplarında alternatif olarak hava emişini başlatan ve durduran küçük bir delik vardır.

Fizyolojik etkileri

Derinin istenmeyen sarkmalarını önlemeye yardım eder.
Güçlü bir kan dolaşımı sağladığından cildin esnekliğini ve dayanıklılığını artırır.
Kan dolaşımı artırıldığında ciltte oksijenlenme sağlanır.
Lenf sıvısının lenf boğumlarına akımı hızlanır ve lenf kanalları boşalır. Var olan lenf tıkanmalarının önüne geçer.

Kullanım amaçları

Siyah noktaların , porlardaki hücresel kirlilikleri ve aşırı sebumun çıkartılmasında, ciltteki oksijenlenmenin de etkisiyle daha sağlıklı ve parlak bir görünüm oluşması amacıyla, çizgi ve kırışıklık bakımı için temel hazırlık amacıyla, lokal hiperemi elde etmek amacıyla kullanılabilir.

Yukarıda bahsi geçen cihazlar bu tip merkezlerde kullanılan cihazlardan sadece bir kaçı, burada anlatılmayan bir çok cihaz daha var. Bu yüzden cilt bakımında profesyonel destek almak gerekiyor.

Normal ve karma cildin tanımı ve bakımı

Normal Cilt Tanımı

Normal cilt dengelidir; ne çok kuru ne de çok yağlı hissedilir. Kırılmalara, pullanmalara veya yağlı veya sıkı hissetmeye eğilimli değildir. Normal cilde sahip kişiler genellikle küçük gözeneklere, pürüzsüz bir cilt dokusuna sahiptir ve hassasiyete veya lekelere daha az eğilimlidir.

Karma Cilt Tanımı

Karma cilt, aynı cilt yüzeyinde hem yağlı cilt bölgelerinin hem de kuru cilt bölgelerinin olmasıdır. Sıklıkla T bölgesi (alın, burun, çene) yağlı, yanaklar normal veya kuru özellik gösterir. T bölgesinde açık gözenekler, siyah noktalar ve sivilceler görülebilir. Yanaklarda siyah nokta ve akne sorunu görülmez.

Normal ve Karma Cilt Bakımı İşlemleri

Tüm cilt tipleri bakımında yapılan sıralamayla başlayınız

Cildin incelenmesi

Makyaj temizliği

Cilt analizi

Cilt temizliği

Tonik uygulaması (cilde uygun)

Sonra aşağıdaki sıralamayla devam edilir
(NORMAL ve KARMA CİLT BAKIM SIRALAMASI)

Scrup uygulaması
Buhar Ozon uygulaması
Vakumlama uygulaması
Komedon (siyah nokta) temizliği uygulaması
Yüksek frekans uygulaması
Ampul veya serum uygulaması
Yüze ve dekolteye bakım masajı uygulaması
Maske uygulaması
Tonik uygulaması
Nemlendirici uygulaması

Normal cilde uygulanan bakımdan farklı olarak, karma cilde uygulanacak bakımda :

T bölgesindeki açık gözenekleri sıkıştırmak, oluşabilecek yağlanmanın önüne geçmek, oluşabilecek siyah noktaların önüne geçmek, yanaklarda oluşabilecek kurumanın önüne geçerek, nemlendirmek amaçlanmaktadır.

Cilt bakımı uygulamasında dezenfeksiyon ve sterilizasyon en önemli parametredir. Bilinçsiz yapılan her bakım size bakımdan sonraki günlerde hastalık olarak geri dönebilir. Bunun oradan bulaştığını ispatlamanız nerdeyse imkansızdır. Bu yüzden bakım alacağınız yerin başta yöneticisi olmak üzere tüm ekip ve mekan önemlidir.

Yağlı ve akneli cildin tanımı ve bakımı

Yağlanma nedeni fazla sebum üretilmesidir. Cildin yüzeyi parlamış, kalın, kaba, donuk ve kirli görünümdedir. Porlar genişlemiş ve siyah nokta, komedonlar oluşmuştur. En üst tabaka yani epidermis kalındır. Cilt yüzeyinde bulunan ve dökülerek uzaklaşması gereken ölü hücreler aşırı yağlanmadan dolayı uzaklaşamaz, yapışarak kirli görünüm oluşturur.

Epidermiste kalınlaştıkça kan dolaşımı zorlaşır, beslenmenin bzoulması komedon, sivilce, yağ kistlerinin oluşumunu kolaylaştırır. Yağlı cilt tipinde kırışıklıklar daha geç görülür fakat oluştuğunda daha diğer ciltlere nazaran kırışıklıklar daha derin olur . Değişik şekillerde yağlı cilt tipleri vardır; hassas yağlı cilt, sorunsuz yağlı cilt, sorunlu yağlı cilt, nemsiz yağlı cilt gibi, cilt analiz edilip buna göre bakım yapılmalıdır. Yağlı cildin en büyük sorunu aknedir.

Yağlı ciltler (sebore) iki değişik görünümde olabilir


Ø Sebore deose (yağlı cilt): Bu cilt tipinde, cildin yağlı olmasına yağ bezlerinin çok ifrazat yapması neden olur. Ciltteki gözenekler büyük, siyah noktalar mevcut, parlak görünümlü ve terleme eğilimi çok fazladır.


Ø Sebore sisca (kuru-yağlı cilt): 15–30 yaş arası görülür. Bu cilt tipinde yağlı ciltte olduğu gibi yağ bezlerinin anormal çalışması söz konusudur. Ancak ter bezlerinin işlevi azalmış, kuruma artmıştır. Cilt solgun görünümdedir. Bu cilt, diğer ciltlere göre temizlendikten sonra gergin olur. Çevreden gelen etkilere karşı hassastır ve reaksiyon gösterir. Yağlı cilt ürünleri dezenfektan temizleme malzemeleri ve nemlendiricileri ile cildin metabolizmasını yeniden düzenle

Akne

Akne = Sivilce, genellikle ergenlik çağında görülen, cildin estetik bütünlüğünü bozan, cildin aşırı yağ üretimi ve enfekte olması ile ortaya çıkan bir yağ bezi hastalığıdır. Derinin yağlı bölgelerinde ortaya çıkar. Çoğunlukla yüz, boyun, sırt, göğüs, omuzlar ve bazen kalçalarda görülür. Özellikle yüz bölgesindeki kalıcı izler bırakabilir, estetik açıdan sorun yaratır.Aknenin Oluşum Nedenleri ve akneli cildin bakımıNormal cilde uygulanan bakımdan farklı olarak, yağlı cilde uygulanacak
bakımda;

Tüm cilt tipleri bakımında yapılan sıralamayla başlayınız

Cildin incelenmesi

Makyaj temizliği

Cilt analizi

Cilt temizliği

Tonik uygulaması (cilde uygun)

Scrup uygulaması

Yağlı ve problemsiz ciltlere frimatör uygulaması yapınız.
Akne ve hassasiyet problemi olan ciltlere frimatör uygulaması yapmayınız.
Akne ve hassasiyet problemi olan ciltlere granüllü scrup uygulaması yapmayınız.

Vapor – ozon (buhar-ozon) uygulaması

Buhar uygulama süresini 10- 15 dakika olarak ayarlayınız.
Buhar çıkış noktası ile yüz arasındaki mesafeyi yaklaşık 20- 25cm olarak ayarlayınız.
Akneli ve yağlı ciltlerde ozon buharı uygulamasını yaklaşık 5 dakika
uygulayınız

Vakumlama

Komedon temizliği

Akneleri sıkmanın iltihabı deri altına yayarak, problemi daha da artırır. Olgunlaşmamış bir akne sıkıldığında iyice gözenekten arındırılmaz ve folikül içinde kalırsa enfekte olur.

Yüksek frekans

Yağlı ve problemli ciltlerde mavi mantar prob uygulanır
Doğrudan ve kıvılcımlama uygulama metodunu kullanılır
Eğer sivilce ve akne problemi fazla ise kıvılcımlama yağmuru uygulama
metodunu kullanılır
Kımızı mantar prob uygulayınır
Sivilce probu uygulayını, sivilce probunu sivilcelerin 1- 2 mm
uzağından tutarak akım verilir
Sivilcenin büyüklüğüne göre süreyi 1- 3 dk. olarak ayarlayınız.

Bu uygulamanın yağlı cildi kurutarak dezenfekte eder
Kıvılcımlama yönteminin kurutucuetkisi daha fazladır
Sivilce probunun sivilceleri kurutmak amacıyla kullanılır
Oluşacak kıvılcımladan korkmayınız.

Ampul, serum uygulaması

Problemsiz yağlı ciltlere bakım masajı uygulanır. Akneli ciltlere bakım masajı uygulanmaz.

Göz çevresine bakım
Cilde maske
Cilde sprey yardımıyla tonik
Cilde nemlendirici

Olgun cildin tanımı ve bakımı

Epidermis yapısı incelmiş ve yıpranmış, yüzeyi kuru, pürüzlü ve solgundur. Bağ dokusu gevşek ve formu bozulmuş, ciltte yoğun derin kırışıklıklar ve sarkma (yüzeyel yağ dokusunun erimesi, derin yağ dokusu erime ve yer değişiklikleri) vardır. Leke görülür.

Normal cilde uygulanan bakımdan farklı olarak, olgun cilde uygulanacak bakımda;

Cildin su tutma kabiliyetini arttırmak,
Hücre yenilenmesini teşvik etmek,
Besleyici-koruyucu bir bakımla, kırışıklık oluşumunu önlemek,
Özel cilt problemlerinin önüne geçmek (örneğin nemsizliği, leke, sarkmalar vb.) amaçlanmaktadır.

Tüm cilt tipleri bakımında yapılan sıralamayla başlayınız

Cildin incelenmesi

Makyaj temizliği

Cilt analizi

Cilt temizliği

Tonik uygulaması (cilde uygun)

Scrup uygulaması( frimatör veya el yardımı ile)
Vapor -ozon (buhar-ozon) uygulaması
Vakumlama uygulaması
Komedon (siyah nokta) temizliği
Yüksek (high) frekans uygulaması
Ampul veya serum uygulaması ( el yardımı ile )
Endirekt masaj uygulaması
Yüze ve dekolteye bakım masajı uygulaması
Maske uygulaması
Tonik uygulaması
Nemlendirici uygulaması

Kuru ve hassas cildin tanımı ve bakımı

Kuru cilt, cildiniz çok fazla su ve yağ kaybettiğinde ortaya çıkar. Kuru cilt yaygındır ve her yaşta herkesi etkileyebilir. Kuru cilt, yumuşak hissetmesini sağlayacak yeterli neme sahip olmayan cilttir. Kuru cilt için tıbbi terim kserozdur. Kserozis ciddi derecede kuru cilttir. Kuru cilt, cildinizin pul pul dökülebilecek veya pullu görünebilecek sert bölgeleri gibi hissedilir. Gözenekler küçük ve kapalıdır. Akne, siyah nokta gibi problemler genellikle görülmez. Mat kuru bir görünümü vardır. Bunun sebebi yağ salgısının normalden az olmasıdır.

KURU CİLT

Hassas ciltler de kuru cildin tüm özelliklerini yansıttığı gibi kuru cilde nazaran daha fazladır. Cilt ince damarlar yüzeye yakın bir yapıdadır. Cildi tahriş eden dış etkilere karşı kolayca tepki gösterirler. Son derece dikkatli ve özenli, dengeli bir bakım gerektiren hassas cilt için arttırılmış bir korunma sağlanmalıdır.

Kuru ve hassas cilt için bakım sıralaması

Normal cilde uygulanan bakımdan farklı olarak, kuru ve hassas ciltlere uygulanacak bakımda

Hassasiyeti azaltmak,
Çizgi ve kırışıklıkları oluşumunu engellemek veya azaltmak,
Kılcal damar problemlerini azaltmak,
Cilt kuruluğunu azaltmak için yoğun yağ ve nem sağlayacak bir bakım
uygulaması amaçlanmaktadır.

Tüm cilt tipleri bakımında yapılan sıralamayla başlayınız

Cildin incelenmesi

Makyaj temizliği

Cilt analizi

Cilt temizliği

Tonik uygulaması (cilde uygun)


Scrup uygulaması

Kuru ve hassas ciltler için yumuşak scrup kremler (sert scrup asla olamaz) tercih edilir. Sert scruplar hassas ve ince olan deriyi daha da tahriş eder. Hatta gerek görülmezse scrup uygulaması yapılmaz
Çok kuru ve hassas ciltlerde frimatör uygulanmaz, fırçalamanın cildi tahriş eder, yapılması gerekiyorsa çok yumuşak fırçalarla çok dikkatli yapılmalıdır
El ilescrup uygulaması tercih edilir.

Vapor – ozon (buhar-ozon) uygulaması

Hassas olan bölgeleri pamuk ile mutlaka kapatınız. (Hassas olan bölgelerin buhardan korunmalıdır)
Buhar çıkış noktası ile yüz arasındaki mesafeyi yaklaşık 40 cm olarak
ayarlayınız.
Kılcal damar problemi fazla olan hassas ciltlerde buhar uygulaması yapmayınız.
Kuru ve hassas ciltlerde ozon buharı uygulaması yapmayınız.
Buhar uygulamasının genişlemiş olan kılcal damarları daha da genişleteceğinden çok dikkat edilmelidir.
Ozonun cildi daha da kurutur, dikkat.

Vakumlama uygulaması

Kuru ve problemsiz ciltlerde kuvvetli
vakumlama yapılmaz fakat yapılacaksa cildi nemlendirin. Nemlendirme işlemin vakumlamayı kolaylaştırır.
Kılcal damar problemi olan ciltlerde vakumlama yapılmaz, damarları daha da genişletir.

Yüksek (high) frekans uygulaması

Kuru ve hassas ciltlerde mavi mantar (antiseptik) prop uygulaması yapılmaz.
Doğrudan uygulama metodunu kullanılır.
Kımızı mantar (cildi rahatlatır) prop uygulamasının süresini kısa tutunuz
Yüksek frekans uygulaması zaten kuru olan cildi daha da kurutacağından çok kısa süre ve gerekmiyorsa yapılmayabilir.

Ampul veya serum uygulaması (iyontoforez veya el yardımı ile )
Yüze ve dekolteye bakım masajı uygulaması
Maske uygulaması
Tonik uygulaması
Nemlendirici uygulaması

Cildimizi yıpratan faktörler

Dış Etkenler

Güneş ışınları (UV-A, UV-B, UV-C)

Özellikle 10.00-15.00 saatleri arasında güneşten kaçınılmalı, uzun kollu giysiler ve geniş kenarlı şapkalar gibi koruyucu önlemler alınılmalıdır. En az 30+ güneş koruma faktörüne sahip bir güneş koruyucu kullanılmalıdır.

Çalışmalarda UVA/UVB ışınlarına ek olarak görünür ışığı da bloke eden DEMİR OKSİT içeren güneş kremlerinin, tek başına geniş spektrumlu UVA/UVB korumasına kıyasla yaz aylarında melazmanın nüksetmesini önemli ölçüde azalttığı görülmüştür.

Hava Kirliliği

Çevrenizde atığını doğaya salan bir fabrika vb olmaması dileğiyle, egzoz gazı, havadaki kimyasal buhar ve asitler (kurşunlu, sülfürlü atıklar) ve bir çok cildi tahriş eder ve cildin yıpranmasına yol açar.

Rüzgâr

Soğuk, sıcak ve kuru hava (özellikle klimanın havayı kurutmasına dikkat edilmeli, mutlaka ortamda bir nem ölçer bulundurulmalı, nem % 45-55 arası tutulmaya çalışılmalıdır.)

Kireçli su, sert sudur. Bu tip suların içinde yer alan yüksek magnezyum yüksek kalsiyum; derinin kurumasına, kızarmasına ve kaşınmasına yol açar.

Kimyasal Maddeler, Alkaliler (Sabunlar, Deterjanlar ve Şampuanlar)

Sabun cilt florasını bozar. Sabun, yağ asitlerinin alkali tuzlarından olup cilt pH’sını alkaliye kaydıran ve cildin hirolipid yapısını bozan bir maddedir. Diğer yandan sudaki Mg ve Ca iyotlarını çöktürerek cildin kurumasına, incelmesine ve pul pul dökülmesine yol açar. Yağlı ciltlerdeki yağ salgısını arttırıp gözenekleri kapatarak sivilce, komedon, mantar ve pişiklerin oluşmasına yol açar. Cilt temizliğinde en önemli husus, cildi nem ve yağına dokunmadan temizlemektir.

Deterjan seçimi ciltle dost, sağlığa uygun olmalıdır. Çamaşır makinalarında durulama son derece öenmlidir, şüphe duyduğumuz durumlarda durulama tekrarlanmalı, deterjan tamamıyla çamaşırdan uzaklaştırılmalıdır.

Parabensiz ,sülfatsız, silikonsuz gibi sağlığa uygun şampuanlar tercih edilmelidir

Ürünlerin cildin ph sı ile uyumlu olması gerekir. Normal bir cilt hafif asidik ph 5,5 değerindedir. Ürünlerin de bu civarda olması gerekir.

Makyaj Artıkları

Boyalı ve kokulu ürünler, saç boyaları, pudra, fondöten vd. cilt gözeneklerini kapatarak cildin oksijenlenmesine engel olur. Cildin oksijenlenmesinin bozulması ciltte sorunlara yol açar.

Sigara, Alkol ve Kafein

Sigara ve kafein alımını takiben anında damarlarda büzülmelere ve bu da en büyük organımız olan derinin kanlanması yani beslenmesini azaltır. Alkol ise tam tersi damarlarda genişlemeye bu da cildin fazla kanlanmasına, kızarmasına, şişkinlikler oluşması ve dolayısıyla beslenme sorunlarına yol açar, kronik kullanımlarda belirgin kalıcı cilt kızarıklıklarına neden olur.

Stres, Yaşam Tarzı, Çalışma Ortamı ve Uykusuzluk

Çeşitli hormon (özellike anabolizan hormon olan kortizol stres, yaşam tarzı ve uykusuzluktan etkilenir, başta kilo olmak üzere bir çok soruna yol açar) salımlarını değiştirir, hormonal dengesizlikler oluşur. Buna bağlı olarak ciltte kuruma, yağlanma veya sivilce oluşumu görülür.

Yanlış Beslenme

Dengesiz beslenme ve vitamin eksiklikleri, cildin dayanıklılığını azaltır. Özelikle yağlı ve yoğun hayvansal diyet, elbette işlenmiş gıda ağırlıklı beslenme damarların yapısını bozar, dolayısıyla cildin kanlanması yani beslenmesini bozar. Çabuk yıpranmasına neden olur. Akdeniz stili sebze ağırlıklı beslenme daima avantajdır.

Peeling

Kullanıldığı durumlar

Sivilce iz ve lekeleri,
Kalınlaşmış ciltler,
Donuk ve mat ciltler,
Yorgun ve elastikiyetini yitirmiş ciltler,
Kırışıklık ve çizgiler,
Kuruluk ve kalınlaşma, lekelenme gibi çeşitli güneş hasarları,
Gebelik lekeleri ve yeni çatlaklar,
Kaza ve ameliyat izleri

Peeling işleminde uygulanan teknikler

Çok yüzeysel peelingler, üst deride, “stratum corneum” tabakasına,
Yüzeysel peelingler, “epidermis” tabakasına,
Orta derinlikteki peelingler, alt derideki “papiler dermis” tabakasına,
Derin peelingler, daha aşağılara inerek “retiküler dermise” ulaşırlar.

Peeling tekniklerini üç ana grupta toplayabiliriz

Kimyasal peeling
Mekanik peeling
Lazer peeling

Kimyasal Peeling

Hafif ve Yüzeysel Peelingler
Hafif ve yüzeysel peelingler, hemen hemen her cilt tipinde iyi sonuçlar verir.
Komplikasyon riski çok sınırlıdır, maliyeti uygundur. Güzellik merkezlerinde güzellik uzmanları tarafından uygulanabilir. Tedavi boyunca hasta normal yaşantısına devam edebilir. Bu nedenlerden dolayı en çok tercih edilen peeling yöntemi hafif ve yüzeysel peelinglerdir. Bu peeling ajanlarının en önde gelenleri; alfa hidroksi asitler , özellikle de glikolik asittir. Bu tür peelingler cildi birkaç haftadan, birkaç aya kadar uzayan bir sürede düzeltirler.

Orta Derinlikteki Peelingler

TCA (Trikloroasetik asit)
Sadece doktorlar tarafından uygulanabilen, orta derinlikte bir peelingdir. TCA üst deriyi ve alt derinin üst tabakasını soyar. Bu uygulamadan sonra üst deri 5–7 gün içerisinde pul pul dökülür. Birkaç gün cilt kabuklu, kırmızı bir görünüm alır. Kabuklar da soyulduktan sonra, üst deri canlanır ve cilt tazelenir. Alt deri ise genel olarak iki- üç hafta içerisinde toparlanır. Bu uygulama alt derideki kollajenide uyarır ve bu durum altı ay kadar sürer.
Genelde orta dereceli peelingler sivilce izleri, güneş lekeleri, yaşlılık lekeleri,
kırışıklıklar için uygulanır.
Mavi peeling
Bu peling orta derinlikte işlev görür. Mavi peeling güneş hasarlı ciltlerde,
kırışıklıklarda, lekelerde ve yüzeysel akne tedavilerinde uygulanır.
Jessner peeling
Cildin yüzeysel ve orta tabakalarında etkili olan kimyasal bir karışımdır. Akne ve kırışıklık tedavisinde kullanılmaktadır.
Fenol peelingler
Fenol peeling derin bir soyma tekniğidir. Kimyasal peelingin ağır bir çeşidi olan fenol peeling ancak hastane koşullarında ve anestezi altında uygulanabilir. İşlemden sonra hastanın yüzü pansuman amacıyla tümüyle sargılanır. İlk hafta boyunca deri yanık bir durumda olabilir. Yanıklar yavaşça iyileşir ve birkaç ay sonra yeni taze bir deri oluşur. Fenol peelingin etkisi uzun sürelidir. Fenol peeling komplikasyonu fazladır. Bu uygulama hastanın yaşamını çok etkiler.

Mekanik Peeling

Dermabrazyon
Derin etkili bir peelingdir. Dermabrazyon cildi istenilen derinlikte soymak için
kullanılan bir zımparalama tekniğidir. Elektrikli bir zımpara cihazıyla deri kat kat soyulur. Uygulamadan sonraki birkaç hafta hastalar, sosyal yaşamına ara vermek zorunda kalabilirler. Dermabrazyon usta ellerde ve uygun ciltlerde hala başvurulan klasik bir yöntemdir.

Mikrodermabrazyon

Mikrodermabrazyon mekanik bir cilt soyma tekniğidir. Hastane ortamı ve anestezi gerektirmez. Etkisi açısından hafif ve orta derinlikteki kimyasal peelinglerle kıyaslanabilirler. Mikrodermabrazyon alüminyum hidroksit kristalleri püskürtülerek uygulanır. Alüminyum hidroksit her cilt tipinde uyumlu davranır ve alerjik reaksiyon yaratmaz. Hasta tedavi süresince sosyal yaşamına ve işine rahatlıkla devam edebilir. Yan etkisi yok denecek
kadar azdır ve etkisi uzun sürelidir. Mikrodermabrazyon yöntemi ile ciltte oluşan düzensizliklerde , akne izlerinde , kaza sonrası ya da ameliyat sonrasında oluşan izlerde kullanılır. Sonuçta cilt gençleşir tazelenir ve
çok daha pürüzsüz bir görünüm alır.

Lazer Peeling

Lazer peeling, fenol peeling gibi derin soyma ve cildi kalıcı bir şekilde yenilemek amacıyla uygulanır. Lazer ışınları hücreleri ısıtarak buharlaştırır. Lazer peeling kistik akne izlerinde, derin kırışıklıklarda, güneşe bağlı yaşlanma etkilerinde, yüz ve boyun derilerini gerdirmede ve leke giderme gibi tedavilerde oldukça etkilidir. Lazer peeling lokal anestezi altında yapılır. Hasta tercih ederse genel anestezi de yapılabilir. İşlemin tümü yaklaşık olarak kırk beş dakika ile iki saat arasında tamamlanır. Peeling sonrasında yüzde kanama olmaz ancak kırmızı ve çiğ bir görünüm oluşur. Yüzdeki kırmızılıklar yaklaşık üç haftada kaybolur. Bazı durumlarda daha uzun sürebilir.

Hidroksi Asitler

AHA’lar (Alfa Hidroksi Asit)
BHA’lar (Beta Hidroksi Asit)
PHA’lar (Poli Hidroksi Asit) olarak sınıflandırılır.

Hidroksi asitlerin tümü cildi hafifçe soyarlar ve oldukça etkili bir şekilde
nemlendirirler. Nemlendirme etkisi ile cildin nem tutma kapasitesini arttırırlar Ayrıca cildin en üst tabakasındaki birbirlerine bağlı olan ölü hücrelerini ayırırlar. Bazıları deri altında kan dolaşımını hızlandırır. Cildin bariyer özelliğini güçlendirerek tahrişi önler. Epidermal hücrelerin yenilenmesini sağlar ve gençleştirerek ince çizgi ve kırışıklıkların görünümünü azaltırlar. Dermisi kalınlaştırarak, kollajen ve elastin liflerin kalitesini arttırırlar.Tedavinin etkisi kullanılan hidroksi asitlerin yoğunluğuna, formülün pH’na bağlı olarak değişir. Hidroksi asitler ışığa bağlı yaşlanma belirtilerinde, kırışıklık, leke ve akne tedavilerinde son derece etkilidir. Özellikle akne tedavisinde özel bir yeri vardır. Sivilceler ciltteki gözeneklerin ölü hücreler tarafından tıkanması ile oluşur. Bu ürünlerin peeling etkisi, birbirine bağlı yapışık hücreleri ayıp, gözenekleri açarak temizlenmesini sağlar.

Alfa Hidroksi Asitler
Glikolik asit veya hidroksi asetik asit: Şeker kamışı suyu ve olgunlaşmamış
üzümden elde edilir.
Laktik asit: Domates suyu ve ekşi sütten elde edilir.
Malik asit: Elmadan elde edilir.
Tartarik asit: Üzüm ve şaraptan üretilir.
Sitrik asit: Narenciye ve ananastan elde edilir.
Alfa hidroksi asitler içinde en iyi bilinenleri glikolik ve laktik asitlerdir. Akne
tedavisinde, genişlemiş gözenekleri daraltmakta, cilt lekelerinde ve cildi yenilemekte kullanılır. Laktik asit de glikolik asidin etkilerini gösterir.

Beta Hidroksi Asitler (BHA)
Bitkisel maddelerin laboratuvarlarda yapılan sentezlerinden elde edilir. Çeşitleri; salisilik asit, benzoik asit, buterik asitlerdir. En fazla kullanılanı salisilik asittir. BHA hafif bir soyma özelliği gösterirler bu nedenle gençleştirici ürünler olarak etiketlenmezler. BHA’lar ciltlerdeki kahverengi lekeleri azaltır. İnci çizgileri hafifletir ve cildi sıkıştırırlar.

Poli Hidroksi Asitler (PHA)
PHA’lar ikinci jenarasyon meyve asitleridir. Glikolik ve laktik asitlerden farklı olarak uygulama sonrasında güneşe karşı hassasiyeti arttırmazlar. PHA’lar; anti oksidandırlar, cildi tahriş etmezler, yüksek düzeyde nemlendirme sağlarlar ve cildin bariyer özelliğini güçlendirirler. PHA ürünleri içinde en önde gelen glokonaktondur. Glukonakton cildin doğal bir bileşeni ve bir hücre besinidir. Yüksek derecede nem sağlayan hassas bir üründür. AHA’larla kıyaslandığında cilt tarafından daha kolay emilir. En hassas ciltlerde kullanılabilir.


Yaşlanma

Yüzün yumuşak dokularında yaşlanmayla oluşan değişiklik : Kırmızı alanlar yağ dokusunun aşağı kaymasıyla oluşan sarkmalar, şişlikler. Mavi alanlar ise yaş ilerlemesiyle belirgin hacim kaybı yaşanan bölgelerdir.

Cildin yaşlanması bir süreçtir, değişim 20 yaş civarında başlar fakat ilk belirtileri 40 yaşına kadar görülmeyebilir. Bu durum genetik başta olmak üzere, iç ve dış etkenlere bağlıdır. Kırışıklıklar çok erken ve yoğun bir şekilde görülebilir ve çok geç de görülebilir. Yirmi yaşından sonra cildin dokusunun dolgunluğunda meydana gelen değişiklikler, ilk önce ağız ve göz çevresinde ince kırışıklıklar oluşmasına neden olur. Otuz yaş civarı göz kapaklarında sarkmaalında yatay çizgilerin oluştuğu ve cilt dolgunluğunun biraz daha azaldığı dönemdir. Bu süreç 70 yaşına kadar kırışıklıkların tam oluşumu ile gelişimini tamamlayan bir süreçtir. Epidermisin yaşlanması doğrudan dermisin yaşlanması ile bağlantılıdır. Temelde yaşlanma yavaş hücre yenilenmesine bağlı olarak dermisin normal fonksiyonlarını tam olarak oluşturamaz hâle gelmesinden kaynaklanmaktadır.

Yüzün yaşlanmasında zaman çizelgesi

13- 19 yaş arası

Ergenlikteki gibi hormon üretiminde artış olur, yağ bezleri genişler ve çok
fazla miktarda yağ üretir.
Ciltte aşırı yağlanmaya bağlı olarak siyah noktalar, akne gibi cilt kusurları
görülebilir.
Deri gergin, sağlıklı ve pürüzsüzdür.
Çizgi ve kırışıklıklar yoktur.

20- 30 yaş arası (gençlik çağları)

Cilt gergin ve canlıdır.
Yaşlanmanın ufak izleri bu dönem sonunda görülmeye başlar, alt derideki
esnek lifler bozulmaya başlar.
Göz çevresinde ince çizgiler görülür

30- 40 yaş arası (etkilenme yılları)

Derideki asıl yaşlanmanın görüldüğü yıllardır.
Göz çevresinde kırışıklıklar görülür.
Kaş çatma gibi yüz ifade çizgileri belirginleşir.
Cildin rengi ve yapısı bu dönemde bozulmaya başlar

40- 50 yaş arası ( orta yaşlar)

İnce ve hassas ciltlerde çatlamış kılcal damarlar görülür.
Esneklik özelliği azalmaya devam eder, ciltte torbalı bir görünüm oluşur.
Kollajen miktarı azalır, esnek lifler bozulmaya başlar ve sonucunda ciltte
sarkmalar ve yatay çizgiler oluşur.
Menopoz görülmesine bağlı olarak hormonal dengesizlik sonucunda cilt
problemleri görülebilir. Geniş gözenekler en yaygın özelliktir.

50- 60 yaş arası (gerileme yılları )

Sert ince ve kâğıdımsı bir görüntüye sahiptir.
Çok derin olmamakla birlikte çizgi ve kırışıklıklar cildin her yerinde
görülür.
Elastik ve kollajen sürekli bozulmasına bağlı olarak cilt çok gevşektir.
Çenede yatay çizgiler görülür.
Deri çöker, muhtemelen çift gerdan oluşur.
Göz altları torbalanır.
Ciltte kuruluk yaygın bir özelliktir.
Kadınlarda yüz derisinde tüylenme görülebilir

60 – sonrası

Sebum salgısında azalmayla birlikte deride kuruluk görülür.
Yağ dokusundaki azalmaya paralel olarak cilt daha da incelir.
Yaşlılık lekeleri görülür.
Ciltteki çizgi ve kırışıklıklar artar.
Yavaş kan dolaşımı nedeniyle cilt rengi solgunlaşır ve cilde
dokunulduğunda soğuk olabilir.
Gözlerin çevresindeki bölge koyu renk ve şişkindir.

Cildin yaşlanmana neden olan

Dış faktörler

Güneş ışınları, sahne ışıkları, spotlar v.b.
Sıcaklık değişimleri, rüzgâr, hava şartları v.b.
Havasız yerlerde çalışma, sigara dumanı v.b.
Kalorifer, soğutma tertibatı v.b.

İç faktörler

Metabolik faktörler; iyi çalışmayan metabolizma, bağırsak tembelliği,
hücre yenilenmesinin yavaşlaması v.b.
Genetik faktörler
Düzensiz beslenme

Hormonal faktörler

Yaşla birlikte vücudun kendini yenileme yeteneğinin oldukça yavaşlaması dış hasarı da artırır. Genç yaşlarda hücrelerimiz hasarlara karşı kendini mükemmel bir şekilde onarırken, yaşlanmayla birlikte hücrelerin onarım yeteneği de yavaşlar. En büyük rollerden biri de serbest radikallerdir.

Serbest radikaller

Yaşla birlikte vücudun kendini yenileme yeteneğinin oldukça yavaşlaması dış hasarı da artırır. Genç yaşlarda hücrelerimiz hasarlara karşı kendini mükemmel bir şekilde onarırken, yaşlanmayla birlikte hücrelerin onarım yeteneği de yavaşlar. En büyük rollerden biri de serbest radikallerdir.

Son yörüngesinde bir ya da daha fazla eşlenmemiş elektron bulunduran atom veya moleküller serbest radikaller olarak adlandırılır. Serbest radikaller eşlenmemiş elektron bulundurduklarından dolayı kararsız yapıdadır ve diğer maddelerle reaksiyona girerek kararlı duruma geçme eğilimindedirler. Bütün moleküller, dış yörüngelerinde bir çift elektrona (Elektron, eksi bir temel elektrik yüküne sahip bir atomaltı parçacıktır) sahip olmak isterler.

Serbest radikaller oksijen (Örneğin; Oksijenin doğada en çok bulunan izotopunun çekirdeğinde 8 proton ve 8 nötron, çekirdeğinin etrafında 8 elektron bulunur. ) ve nitrojen kaynaklı olabilir. Bunlardan reaktif oksijen türleri arasında süperoksit, hidroksil, peroksil, lipit peroksil ve alkoksil radikalleri sayılabilir. Reaktif nitrojen türlerini ise nitrik oksit ve nitrojen dioksit oluşturur.
Vücudumuzda rastladığımız serbest radikallerin çoğu oksijen kaynaklıdırlar. Dış yörüngelerinde bir elektron eksik oksijen gibi, tüm bu durumdaki moleküller istikrarsızdır ve çiftini tamamlamak için bir elektron ararlar ve sonuç olarak serbest radikaller kendilerini dengeleme çabası içerisinde diğer sağlıklı moleküllerden elektron çalarlar.

Serbest radikaller endojen ve eksojen kaynaklar tarafından meydana getirilir. Endojen olarak en önemli üretim yeri mitokondridir. Serbest radikaller vücudun normal oksijen kullanımı sırasında mitokondri tarafından sürekli üretilmektedir. Serbest radikaller mitokondrinin yanı sıra birçok endojen ve eksojen kaynaktan da üretilmektedir. Eksojen kaynaklar ise UV ışınlar ve çeşitli kimyasal maddelerdir. Canlıda serbest radikallerin yoğunlukları artığı durumlarda lipitler, proteinler ve nükleik asitler üzerinde yapısal bozukluklara neden olarak zararlı etkilere yol açabilirken düşük düzeylerde bulunmaları halinde yararlı (Düşük yoğunluktaki serbest radikaller enfeksiyonlara karşı savunma, kanser hücrelerinin öldürülmesi ve ksenobiyotiklerin detoksifikasyonu gibi savunma fonksiyonlarıyla birlikte intrasellüler depolardan kalsiyum salınımı, tirozin amino asidini fosfatlama aktivasyonu ve büyüme faktörü sinyallerinin aktivasyonu gibi hücresel sinyallerin aktivasyonunda rol oynamaktadır) etkilerinden de söz etmek mümkündür.

Zihinsel stres veya vücut yorgunluğundan kaynaklanan stres toksik yan ürün olarak serbest radikal üretebilir. Ayrıca kortizol ve kateşolamin gibi hormonlar vücutta stres reaksiyonlarına yol açarlar. Aynı zamanda bu hormonların kendileri de serbest radikallere dönüşebilirler. İmmun sistem hücreleri patojenlere yanıt olarak ROS ve oksi- radikaller üretebilir. Yangı durumunda sitokinler serbest bırakılır ve bunun sonucunda nötrofiller ve makrofajlar serbest radikalleri üretmeye başlar.Eksojen (dış etken) kaynaklı serbest radikaller

UV ışınlar, X-rays, gamma ışınları, mikrodalga ışınları,
Pişirme sırasında organik maddelerin yakılması,
Orman yangınları, volkanik faaliyetler,
Asbest, benzen, karbonmonoksit, formaldehit, ozon ve toluen gibi hava kirleticiler,
Temizlik ürünleri, tutkal, boya, tiner, parfümler ve böcek ilaçları gibi kimyasallar,
Kloroform ve diğer trihalometanlar gibi su kirletici maddeler,
Alkol ve sigara kullanımı, sigara dumanı, egzoz dumanı,

Enerji üretimi sonucu oluşan bu serbest radikaller lipitlerin, proteinlerin ve nükleik asitlerin yapısında değişiklik meydana getirebilir, Serbest radikaller, tümüyle doğal olmalarına rağmen yüksek miktarda zararlı, düşük miktarda faydalıdır ( nefes almak veya yiyeceği sindirmek gibi normal vücut fonksiyonlarının yan ürünleridir vb). Serbest radikaller kendilerini her dengeleme çabasına girdiklerinde sağlıklı hücrelere zarar verirler.
Vücudumuzda serbest radikaller, istenseler de istenmeseler de kendilerini diğer atomlara ve moleküllere bağlayarak dolaşırlar. Kendimizi onlardan kurtarmamız olanaksızdır, çünkü günlük yaşamımızın kaçınılmaz ürünleridir.
Oluşan bu serbest radikallerin yaşlanmaya olan etkisi çok fazladır. Serbest radikaller vücudun eşsiz genetik planı DNA’nın üretildiği çekirdek de dahil
olmak üzere hücrenin her parçasına zarar verebilirler. Gerçekte birçok bilim adamı, serbest radikal hasarının, temel olarak yaşlanmaya, kalp, kanser, alzheimer ve artrit gibi yaşla ilgi birçok hastalığa yol açtığına dair çalımalar yapmaktadır.
Eğer ihtiyaç duydukları ekstra elektronu kollajen moleküllerinden alırlarsa sonuç olarak kollajene zarar verirler. Bir protein olan kollajen, cildimize gerginlik ve esneklik sağlayan maddelerden biridir ve özellikle serbest radikallerden kolayca etkilenir. Serbest radikaller cildimizde yıllarca kalan kollajene acımasızca saldırırlar. Bu sürekli saldırı, çapraz birleşme denen kimyasal bir değişmeye yol açar.

Metabolizmada oksidasyonun oluşması doğaldır. Normal koşullar altında canlı vücudunda oksidanlar ile antioksidanlar denge halindedir. Bu durum oksidan maddelerin fazla oluşması ya da antioksidan maddelerin azalması sonucunda oksidan madde lehine kayar. Oksidan düzeyinin artması canlı için sorun yaratmaya başlar. Çünkü oksidanların artışı kardiyovasküler hastalıklar, gastrointestinal hastalıklar, solunum ve boşaltım bozuklukları, kanser, diyabet, yaşlanma, sperm fonksiyon bozukluğu ve infertilite gibi birçok rahatsızlığa sebep olabilir, yaşlanma sürecini hızlandırır. Oksidan maddelerin seviyesiyle doğrudan ilişkili olan bu hastalıkların önlenmesi için oksidan maddelerin antioksidanlar ile dengede olması sağlanmalıdır

Anti oksidanlar

“En güçlü antioksidan” dendiğinde tek bir maddeyi kesin olarak seçmek zor, çünkü antioksidan gücü ölçmek için farklı yöntemler (ORAC, FRAP, TEAC vb.) kullanılır ve her bir yöntem farklı sonuçlar verebilir.

🔹 Doğada en güçlü kabul edilen antioksidanlar arasında şunlar var:

  • Astaksantin 🧡 (karides, somon, krill yağı gibi deniz ürünlerinde bulunur)
    → Serbest radikalleri süpürme kapasitesi çok yüksektir, C vitamininden 6000 kat güçlü olduğu yönünde çalışmalar var.
  • Glutatyon 💚 (vücudun kendi ürettiği “ana antioksidan”)
    → Hücre içinde serbest radikal temizliği ve detoksifikasyonda en önemli rolü oynar.
  • Alfa-lipoik asit ⚡ (hem suda hem yağda çözünebildiği için çok yönlü)
    → C vitamini ve E vitaminini geri dönüştürerek etkilerini uzatır.
  • Resveratrol 🍇 (üzüm kabuğu, kırmızı şarap, dut)
    → Anti-aging ve kalp-damar sağlığı açısından güçlü bir antioksidandır.
  • Kurkumin 🌿 (zerdeçalın aktif maddesi)
    → Anti-inflamatuvar ve antioksidan etkisi birlikte çalışır.
  • Koenzim Q10 (ubikinon) 🔋
    → Özellikle kalp kası ve enerji metabolizmasında kritik rol oynar.
  • Vitamin C, Vitamin E, Selenyum, Çinko gibi klasik antioksidanlar da önemlidir, ancak yukarıdakiler kadar “süper güçlü” sayılmaz.

📊 ORAC (Oxygen Radical Absorbance Capacity) değerine göre ölçüldüğünde, astaksantin ve bazı bitkisel polifenoller (ör. kakao, yaban mersini, karanfil, tarçın) listenin en üstündedir:


En Güçlü Doğal 10 Antioksidan Gıda ve Günlük Öneriler

BesinORAC Değeri (µmol TE / 100 g)Günlük Tüketim Önerisi
Karanfil (toz)290,000Çay veya tatlılara yarım çay kaşığı serpilebilir. Çok yoğun olduğu için fazla alınmamalı.
Oregano (kuru)175,000Yemeklere baharat olarak 1 tatlı kaşığı kullanılabilir.
Tarçın (toz)131,000Yoğurt, süt, kahveye yarım – 1 çay kaşığı eklenebilir. (Kan şekeri regülasyonu için de faydalı)
Zerdeçal (toz)127,000Günlük 1 çay kaşığı yeterlidir. Emilimini artırmak için karabiber ile birlikte alınmalı.
Kakao (toz, şekersiz)55,000Şekersiz içeceklerde veya yoğurtta 1-2 tatlı kaşığı. Bitter çikolata (≥%70 kakao) da olabilir.
Ceviz13,541Günde 3-4 tam ceviz (yaklaşık 30 g). Omega-3 açısından da faydalı.
Enginar (pişmiş)9,416Haftada 2-3 kez sebze yemeği veya salata şeklinde tüketilebilir.
Yaban mersini (blueberry)9,600Günde 1 avuç (70-100 g) taze veya donmuş.
Siyah frenk üzümü7,957Günde 1 avuç (70-100 g) taze veya kurutulmuş (şekersiz).
Nar4,479Günde yarım nar veya 1 su bardağı şekersiz nar suyu.

👉 Dikkat: Baharatlarda “az miktar bile” çok yüksek antioksidan sağlar.
👉 Meyve/sebze tarafında ise çeşit ve düzenlilik daha önemlidir.

Örnek; bir haftalık “antioksidan güçlendirme planı”

Süper 👍 Sana haftalık antioksidan güçlendirme planı hazırladım.
Amaç: Her gün farklı güçlü antioksidanları küçük miktarlarda, düzenli almak.


🗓 Haftalık Antioksidan Planı

Pazartesi

  • Sabah: Yoğurt + yarım çay kaşığı tarçın
  • Ara öğün: 1 avuç yaban mersini
  • Akşam: Yemekte enginar (zeytinyağlı)

Salı

  • Sabah: Ilık suya yarım çay kaşığı zerdeçal + bir tutam karabiber
  • Ara öğün: 3 tam ceviz
  • Akşam: Yemekte salataya kuru oregano serpilebilir

Çarşamba

  • Sabah: Kahveye veya süte yarım çay kaşığı tarçın
  • Ara öğün: 1 avuç siyah frenk üzümü
  • Akşam: Fırında veya haşlanmış enginar

Perşembe

  • Sabah: Sıcak içeceğe yarım çay kaşığı kakao (şekersiz)
  • Ara öğün: Yarım nar
  • Akşam: Yemekte zerdeçallı/tarçınlı sebze yemeği

Cuma

  • Sabah: Bitki çayına 2-3 adet karanfil ekleyerek içmek
  • Ara öğün: 3-4 tam ceviz
  • Akşam: Yaban mersini veya nar tatlı yerine

Cumartesi

  • Sabah: Smoothie (yoğurt + kakao + yaban mersini)
  • Ara öğün: Siyah frenk üzümü
  • Akşam: Salatalara oregano eklemek

Pazar

  • Sabah: Ilık suya zerdeçal + karabiber
  • Ara öğün: Yarım nar
  • Akşam: Enginar + yanına cevizli salata

✅ Baharatlar: Az ama düzenli kullanılmalı (karanfil, tarçın, zerdeçal, oregano).
✅ Meyve & sebzeler: Çeşitlendirme önemli (yaban mersini, nar, enginar, frenk üzümü).
✅ Kuruyemiş: Ceviz düzenli olmalı.


Epilasyon

İstenmeyen tüylerin, çeşitli yöntemlerle kalıcı olarak yok edilmesine epilasyon denir.

Kılın deri içinde bulunan bölümü yukarıdan aşağıya doğru incelendiğinde yedi yapısal bölgeye ayrılabilir.

Bulbus

Kıl kanal bölgesi

Üst kısım (İnfundibulum)

Yağ bezi (Sebase bez)

Orta kısım (İstmus)

Tümsek alanı (Bulge)

Alt kısım (İnferior)

Kılın döngüsü

✓ Büyüme (Anagen) evre (epilasyon bu evrede etkilidir)
✓ Gerileme (Katagen, regresyon) evre
✓ Dinlenme (Telogen) evre

Kıl Tipleri

Lanugo Kılı: Doğmamış bebeği tümüyle kaplar ve genellikle doğumdan 4 hafta önce dökülür.

Ayva (Vellus) Tüyü: Lanugo kılının yerini alan, uzunlukları genellikle 1 cm’yi aşmayan, ince, çok az renkli ve iliksiz kıllardır. Avuç içi, ayak tabanı, mukoza ve yarı mukozalar dışında tüm vücut yüzeyinde bulunurlar. Bu kılların kıl kılıfında yağ bezleri bulunmaz. Ayva tüylerinin kök kısmı uzunluğu 0,5 mm’dir.

Yumuşak (İntermediyer) Kıl: Erkek hormonu (Androjenler)
insan kıl gelişiminde temel düzenleyicidir. Koltuk altı, genital
gibi bazı bölgelerdeki ince, yumuşak ayva kılları ergenlik
döneminde erkeklik hormonlarının etkisiyle daha uzun ve renkli sert kıla
dönüşebilir.

Sert (Terminal) Kıl: Medulla iliğine sahip, koyu renkli, daha uzun ve kalın kıldır. Vücudun özel bölgelerinde, yaşamın özel evrelerinde ayva tüyünün yerini alır. Sert kılların kök kısmının orta deriye uzantısı ortalama 3,5 mm’dir.
Terminal kıllar 6 gruba ayrılabilir.
Saç, kaş ve kirpik, gövde, sakal ve bıyık, göbek-kasık(Pubik), Koltuk altı (Aksillar) kılları.

Epilasyon yöntemleri
✓ Işıklı epilasyon (Lazer ve foto epilasyon)
✓ Cımbızlı epilasyon
✓ Jelli epilasyon
✓ Ampullü epilasyon
✓ İğneli epilasyon (Elektro epilasyon )


JELLİ EPİLASYON

Elektrik akımı kullanarak kıl köküne özel jel iletilerek kılların yok edilmesine jelli epilasyon denir.
Jelli Epilasyonda Kullanılan Akım Türü ve Etkisi
Jelli epilasyonda yüksek frekans akım ileten problarla jel kıl köklerine yedirilir. Bu yöntemde Tamam yüksek frekans akım jeli kıl köklerine iletmek amacıyla kullanılır.
Kullanılan Jelin Etkisi
Kullanılan jel kıl kılıfını doldurarak yeni kıl oluşumunu yavaşlatır ya da kıl kılıfını her uygulamada biraz daha daraltarak tıkanmasını sağlar.
Jelli Epilasyonda Cilt Temizliğinin Önemi
Jelin kıl köklerine tam olarak iletilebilmesi için cilt üzerinde gözenekleri tıkayan kir, makyaj, bakım kremi gibi maddeler uygun temizleyici kozmetiklerle veya ılık sabunlu su ile temizlenmelidir.
Jelli Epilasyon Uygulama Yöntemi
Epilasyon uygulamalarından önce ortam hijyeni ve araç gereç sterilizasyonu tam olarak yapılmalıdır. Epilasyon uzmanı da kişisel hijyenini yaptıktan sonra uygulamaya başlamalıdır. Jel kıl köklerine iletildikten sonra kıllar ağda ile alınır.
Ağda Uygulama
Kılların ağda ile alınması jel uygulamadan bir gün sonra alınırsa uygulama daha etkili olur.

İğneli epilasyon (elektro epilasyon)

Işıklı epilasyon

Işıklı epilasyon, ışık enerjisinden yararlanarak kıl hücrelerini tahrip etmeye yarayan sistemlerin genel adıdır, İki yöntem vardır:

Lazer epilasyon
Foto epilasyon (flash lamba teknolojisi)

Not : Lazer epilasyon cihazı uzman hekimler tarafından yapılmaktadır. Güzellik merkezlerinde bulunan cihazlar “lazer epilasyon” diye lanse edilmektedir, aslında değildir, o cihazlar foto epilasyon yapan cihazlardır. Ancak bir hekim kliniği veya muayenehanesine konulabilmektedir.

Lazer tek dalga boyunda yoğunlaştırılmış ışık demektir. Etkili olmasının ana nedeni seçici foto termolizdir. Belirli dalga boylarındaki lazer ışınları, koyu renkli maddeler tarafından tutulmak suretiyle enerjilerini bu maddelere aktararak ısı enerjisine dönüşür.

Lazer epilasyonda ise ana kural; kıl folikülünde yerleşmiş bulunan melanin adı verilen renk maddesinin, lazer ışığı tarafından tutularak, ısıya dönüşmesini sağlamak ve daha sonrada ortaya çıkan bu ısı enerjisi ile, kıl folikülünü tahrip etmektir. Bu seçici emilim sayesinde cildin üst tabakaları etkilenmeden kıl folikülü tahrip edilmiş olur. Lazeri diğer yöntemlerden ayıran ana özellik, kılı çevreleyen dokunun zarar görmemesi ve sadece kıl
kökünün etkilenmesidir.
Lazer epilasyon vücudun tüm bölgelerinde rahatlıkla uygulanır. Diğer epilasyon türlerine göre işlem oldukça kısa sürer ve epilasyondan sonra hastalara herhangi bir kısıtlama yapılmaz.

Lazer Epilasyonda Cilt ve Kıl Rengi

Lazer epilasyon sonrası bir süre ultraviole koruyucu kremler kullanılması, olası renk bozukluklarını önlemek için gereklidir. Uygulama sonrasında kısa süreli olarak, hafif bir kızarıklık, kabarıklık ve yanma görülebilir. Bu durum tedaviden sonra birkaç saat içinde geçmektedir. Çok hassas ciltlerde kızarıklıklar 2-3 gün devam edebilir.

Lazer epilasyon öncesi kişilerin beta karoten içeren ilaçlar kullanması (A vitamini gibi), ya da karotenden zengin besinler (havuç, portakal gibi turuncu besinler) ile uzun süredir beslenmiş olmak lazer epilasyonun etkinliğini azaltabileceğinden bu tür ilaçlar ve besinler kesilmelidir.

Lazer epilasyon uygulamadan birkaç hafta önce, kılı köküyle birlikte alan ağda, cımbız gibi yöntemler uygulanmamalıdır. Kılların kökünden alınması lazerin etki edeceği kıl kökünü ortadan kaldıracağı için, beklenen fayda sağlanamaz. Bunun için lazer epilasyondan önce kıllar (24 saat önce duşta ıslak olarak) jiletlenmelidir. Böylelikle kıl kökleri deri içinde kalır.

Lazer epilasyon sonrası bir süre ultraviole koruyucu kremler kullanılması, olası renk bozukluklarını önlemek için gereklidir. Uygulama sonrasında kısa süreli olarak, hafif bir kızarıklık, kabarıklık ve yanma görülebilir. Bu durum tedaviden sonra birkaç saat içinde geçmektedir. Çok hassas ciltlerde kızarıklıklar 2-3 gün devam edebilir.

Lazer epilasyon öncesi kişilerin beta karoten içeren ilaçlar kullanması (A vitamini gibi), ya da karotenden zengin besinler (havuç, portakal gibi turuncu besinler) ile uzun süredir beslenmiş olmak lazer epilasyonun etkinliğini azaltabileceğinden bu tür ilaçlar ve besinler kesilmelidir.

Lazer epilasyon uygulamadan birkaç hafta önce, kılı köküyle birlikte alan ağda, cımbız gibi yöntemler uygulanmamalıdır. Kılların kökünden alınması lazerin etki edeceği kıl kökünü ortadan kaldıracağı için, beklenen fayda sağlanamaz. Bunun için lazer epilasyondan önce kıllar (24 saat önce duşta ıslak olarak) jiletlenmelidir. Böylelikle kıl kökleri deri içinde kalır.

Lazer Epilasyonda Cildin Soğutulması

Işığın tutulması deriye ve kıla renk veren melanin pigmentine bağlıdır. Bu pigment, tüylerin dışında üst deri (epidermis) tabakaları arasında da bulunur. Üst deri ışıktan korunmazsa, renkaçılması (hipopigmentasyon), renk koyulaşması (hiperpigmentasyon) gibi istenmeyen etkiler oluşabilir. Üst deriyi bu yan etkilerden korumak için, ışıklı epilasyon uygulamasında cilt soğutulur. Bu soğutma işlemi çok önemlidir. Mutlaka yapılmalı ve soğutma düzeyi iyi ayarlanmalıdır. Soğutma yetersiz olursa, hafif cilt yanıkları oluşur.

Lazer Epilasyonda Ağrı Düzeyi

Günümüzde hiçbir epilasyon yöntemi ağrısız değildir. Kişiden kişiye değişen ağrı eşiğine bağlı olarak, lazer epilasyon sırasında ağrı duyulabilir. Bazı hastalarda bu ağrı, lazerepilasyonu sürdüremeyecek kadar şiddetli bile olabilir. Genellikle duyulan ağrı etkisi, cilde lastik çarpması şeklinde tanımlanabilir. En fazla ağrı duyulan bölge bikini bölgesidir. Ayrıca erkeklerde ve koyu kalın kıllara sahip kişilerde ağrı duyma daha şiddetli olabilir.

Lazer Epilasyonda Tedavi Süresi

Vücut kılları büyüme (anajen), gerileme (katajen) ve dinlenme ( telojen) olarak adlandırılan üç gelişim evresinde bulunur. Her kıl değişik evrelerde olduğundan lazerin kılı yok etme süresi farklıdır. Lazer epilasyon sadece büyüme (anajen) evresindeki kılları etkiler. Bütün kıl kökleri aynı evrede olmadığı için tek uygulamada bölgedeki tüm kılları yok etmek mümkün değildir. Herkesin vücut yapısı, hormon seviyeleri ve cilt tipi farklı olduğundan sonuca ulaşmak için gereken süre kişiden kişiye değişmektedir.
Genellikle tedavi süreci 1-1,5 yıl sürer. Bu sürede vücut bölgelerine ortalama 5-6 kez; yüz bölgesine 7-8 kez uygulama yeterli olabilir. Uygulama sıklığı yüz bölgesinde 1-1,5 ay, vücut bölgelerinde 2 – 2,5 aydır. Tedavi ilerledikçe uygulama aralıkları uzamaktadır. Örneğin üçüncü dördüncü uygulamadan sonra daha seyrek aralıklarla uygulama yapılır. Bir sonraki uygulamaya kadar tüyler çıkmayacağından herhangi bir işlem gerekmemektedir.

Lazer Epilasyonda Uygulama Süreleri

Lazer epilasyon yönteminde çok kısa sürelerde, büyük alanlarda çalışma yapılabilir. Her uygulama yapılacak bölge, genişliğine göre farklı sürede tamamlanır. Örneğin tüm bacaklar, sırt gibi büyük alanlar ortalama 2- 2,5 saat; koltuk altı, bikini bölgesi, yüz gibi daha küçük bölgeler 10-15 dakika; bıyık, çene gibi küçük bölgeler 2-3 dakika gibi sürelerde taranmaktadır.

Erkeklerde Lazer Epilasyon Uygulamaları

Son yıllarda erkeklerinde bakımına önem vermesiyle birlikte, çeşitli uygulamalar için güzellik ve bakım merkezlerine giden erkeklerin sayısında büyük bir artış olduğu gözlenmektedir. Erkeklerin bakımlarında en fazla ilgi gösterdikleri konuların başında ise, istenmeyen tüylerden kurtulma yöntemleri geliyor. Özellikle sakal üstü, kaş arası, ense, boyun, ellerdeki tüyler ve batıklar, omuz, sırt ve göğüs bölgelerindeki kıllardan şikayetçi
olan erkekler, lazer epilasyon yöntemi ile istenmeyen tüyler ve batıkların tedavisine büyük ilgi gösteriyorlar.

Hatta erkek hastaların, kıl köklerinin kalın olması nedeniyle lazer epilasyon
konusunda daha şanslı olduğu söylenebilir. Kıl kökleri daha kalın olduğundan lazer ışınının enerjisinden daha fazla etkilenmekte ve kıl kökünde daha fazla tahribat oluşmaktadır. Buna bağlı olarak erkek hastaların tedaviye daha hızlı cevap verdiği söylenebilir.

Işıklı Epilasyon Yöntemlerinde Kalıcılık

Epilasyon uygulamalarının kalıcılığı, kozmetik sektörünün önemli gündem
maddelerinden biridir. Bu alanda yıllardır süregelen çalışma ve araştırmalarda sağlanan sonuç; epilasyon süresini olabildiğince uzatmak olmuştur. Ne yazık ki en gelişmiş epilasyon yöntemi ve lazer sistemlerinde bile kalıcılık konusunda, kişiden kişiye değişen sonuçlar alınmaktadır. Lazer epilasyon yaptırmayı düşünen kişilerin en önemli beklentisi yapılan epilasyonun
ömür boyu süreceğine dair inançtır. Bu inancı lazer epilasyon merkezleri ve lazer epilasyon cihazı üreticileri de desteklemekte böylece beklentiler yükseltilmektedir. Epilasyon yaptırmayı düşünenler, büyük beklentiler içine girmemeli, olumsuz sonuçlarla da karşılaşabilecekleri konusunda bilinçli olmalıdırlar. Kalıcılığın ömür boyu süreceği söylenemez.
Epilasyonda sağlanan başarı kişiden kişiye değiştiği gibi aynı kişide bölgeden bölgeye bile farklılıklar gösterebilmektedir. Lazer sistemleri günümüzde en uzun süreli kalıcı epilasyon sağlayan yöntemler olmakla birlikte, % 10’luk kesim epilasyona hiç cevap vermemektedir


error: Content is protected !!