PRP


PRP nedir?

Plateletten zengin plazma (PRP), normal düzeyin en az 2/3 katı trombosit konsantrasyonu içeren ve trombosit ile ilişkili büyüme faktörlerini içeren otolog kandan elde edilen bir üründür. PRP kavramı 1970’li yıllarda hematoloji alanında trombositopeni hastalarını tedavi etmek için başladı. 1980’li ve 1990’lı yıllarda PRP, çene cerrahisi ve plastik cerrahi gibi cerrahi işlemlerde kullanılmaya başlandı. O zamandan beri PRP ortopedik prosedürlerde, kalp cerrahisinde, spor yaralanmalarında, plastik cerrahide, jinekolojide, ürolojide ve son yıllarda tıbbi estetikte kullanılmaktadır.

PRP diye yapılan yanlış uygulamalara dikkat

“Trombosit” sayısının yüksek olması gerekirken gerek kullanılan kitlerin kalitesiz olması, gerek uygulayıcının bilgi eksikliği, gerekse danışanı fiyatla yanıltma yöntemine gidilmesiyle PRP uygulamalarında yetersiz trombositle yola çıkılarak çoğunlukla hatalar yapıldığı gözlemlenmektedir.

Bu hatalarla ilgili örnekler verilecek olursa

  • “Hastane de çalışıyoruz, iki tüp kan alalım da santrifüjde çevirip, ayrışan plazmayı yüzümüze vs yapalım”
  • “Sen gel bizim merkeze sana biz o bahsedilen fiyatın yarısına 10 seans prp yaparız, cam gibi olursun”
  • “İnternette en uygun kiti buldum, alıp iki çevirip yapalım” gibi….

Kısaca sonuç; boşa harcanan zaman, sağlık ve paradır.

Bunların içinde en önemli kısım sağlıktır. Çünkü PRP kan alınarak yapılır, bu kan size tekrar enjekte edileceği için herhangi bir bulaş olmamasına dikkat edilmeli, yani hijyen maksimum tutularak sıfır hata yapılmalıdır. Kullanılan tüm kitler, tüpler, sarf malzemeleri vb sterilize yani mikroptan arındırılmış olmalıdır, kanı alınan kişinin florasından başka bir temas olmamalıdır.

PRP nin doğru yerde, doğru kitle, tecrübeli ve bilgili bir hekim tarafından yapılmasını öneririm.

Uygun bir PRP uygulaması (herhangi bir çıkar ilişkisi yoktur)

ACP çift şırınga,otolog kanın STERİL bir şekilde ayrıştırılması için kullanılan tıbbi bir cihazdır

ACP yöntemiyle ortalama trombosit konsantrasyonu 2,5 katına çıkar. Lökositler ve nötrofiller KONSANTRE değildir, % 80 oranında ayrıştırılırlar, bunun önemi şudur; nötrofil ve lökositle doku iyileşme potansiyeli azaltırlar, bu yüzden iyi bir prp de bu ayrımlaşmanın çok yüksek oranlarda yapılması gerekir. Diğer yandan nötrofillerin uzaklaştırılması, aktivasyon sahasında daha YÜKSEK SAYIDA BÜYÜME FAKTÖRlerinin aktive olmasını sağlamaktadır. Böylece oluşturulan doku iyileşme süreci aylar boyu devam etmektedir.

PRP kitinde en önemli koşul;

Kan alınırken kelebek kullanmanın avantajının yanı sıra, daha kalın bir iğne ile daha YAVAŞ bir şekilde almanın trombositlerin sağlığı açısından son derece önemi vardır, burada uygulanmaktadır. Kanı damardan kuvvetli bir basınç ve yüksek bir hızla, standart kan alınan iğnelerle tüplere almak trombosit hasarını aşikar bir şekilde artırmaktadır.

Yöntemle ilgili bir çalışma

Yöntemler 12 aylık bir süre boyunca androgenetik alopesi nedeniyle toplam 56 hastayı PRP ile tedavi ettik. Bu hastaların tümü bu çalışmaya dahil edildi; 15 cc tam kan, bir ACP çift şırıngasında (Arthrex Inc., Naples, Forida) beş dakika süreyle döndürüldü. Elde edilen 5 ila 6 cc PRP daha sonra saçlı deriye enjekte edildi. Kırk dokuz hastaya aylık aralıklarla üç enjeksiyon, üç hastaya dört enjeksiyon, iki hastaya beş enjeksiyon, bir hastaya yedi enjeksiyon ve bir hastaya ise 4 enjeksiyon uygulandı. sekiz enjeksiyonluk seri. Son tedaviden bir ay sonra takipler yapıldı. Çalışma popülasyonunun tamamında klinik etkilerin ortaya çıkma olasılığı şu şekilde rapor edilmiştir: saç yoğunluğunda iyileşme (hastanın değerlendirmesi: %64; klinisyenin değerlendirmesi: %46), kalınlıkta (%38; %45), kalitesinde (%46; 54) iyileşme %), parlaklık/parlaklık (%27; %21), yeni saç çıkışı (%57; %68), daha az saç dökülmesi (%48; %20), diğer olumlu etkiler (%5, %2), etki yok ( %4; %4), olumsuz etkiler (%0; %0). Sonuç Çalışmamız erkek ve kadın tipi saç dökülmesinin PRP ile tedavisi için cesaret verici sonuçlar ortaya koydu. Otolog tedavi yüksek memnuniyet skorlarıyla derecelendirilmiştir ve güvenli ve etkili bir tedavi yöntemi olarak kabul edilebilir.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/36225399/

FDA onayı olmasının yanı sıra, kullanılan yöntemdeki sterilizasyon son derece yüksek. Pubmed deki araştırmalarım da ACP yöntemi kullanımı ile ilgili farklı araştırmalar mevcuttur.

PRP ile yüz gençleştirme

PRP nin yüz gençleştirilmesinde kullanımı ile ilgili çalışmalardan;

1

“Yüz Yaşlanmasında Trombosit Açısından Zengin Plazmanın (PRP) Hazırlanması ve Kullanımı: Kapsamlı Bir İnceleme”

Trombosit açısından zengin plazma (PRP), rejeneratif tıpta çok çeşitli endikasyonlar için muazzam bir ilgi kazanmıştır. Hazırlık için etkinliği ve en iyi uygulama prosedürlerini değerlendiren standartlaştırılmış literatürün olmamasına rağmen, PRP kutanöz gençleştirme için giderek daha fazla kullanılmaya başlandı.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/35870104/

2

“Yüz gençleştirme için otolog trombosit konsantreleri”

Otolog trombosit konsantreleri (APC’ler), sitokinler, büyüme faktörleri ve diğer biyolojik olarak aktif maddeler açısından mükemmel bir kaynak olduklarından yüz gençleştirmede umut verici terapötik ajanlardır. Hastanın kanından elde edilen bu maddeler, immünolojik reaksiyonları azaltma, işlemi daha güvenli hale getirme, iyi tolere edilme, minimum yan etki ve daha düşük maliyet avantajına sahiptir. Günümüzde hem mikroiğneleme ile kombinasyon halinde hem de mezoterapi teknikleriyle yüz gençleştirmenin yanı sıra, lazer ablatif tedaviler sonrası yüzdeki sivilce izleri, melazma ve yaraların tedavisinde de kullanılmaktadır. 

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/36074433/

3

“Dudak gençleştirmede trombositten zengin plazma (PRP) uygulaması”

Güzellik arayanların ve Cerrahların değerlendirmesine göre, güzellik arayan 15 kişinin dudaklarının yaşlanma özellikleri değişen derecelerde iyileşti. En belirgin gelişme dudakların renginin daha canlı hale gelmesiydi. Herhangi bir şişlik, morarma, skar hiperplazisi ve diğer komplikasyonlar görülmedi. Bir katılımcı VISIA cilt dedektörü kullanılarak değerlendirildi. Tedavi sonrasında hastanın dudak renginde ve renk değişikliğinde düzelme görüldü. Tedavi gören 15 katılımcıdan. 3 katılımcı enjeksiyon işlemi sırasında hafif ağrı veya rahatsızlık yaşadı. Herhangi bir şişlik, morarma, skar hiperplazisi ve diğer komplikasyonlar görülmedi.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/37365609/

4

“Yaşlanan yüzün tedavisinde cilt güçlendirici ile PRP’nin hedefe yönelik enjeksiyonunun klinik etkinliği ve güvenliği”

Çalışmaya, Temmuz 2022’den Şubat 2023’e kadar cilt güçlendiricili hedefe yönelik PRP enjeksiyonu ile tedavi edilen 80 hasta dahil edildi. Doktorlar, hastaların yüz cilt göstergeleri, yaşam kalitesi ve tedavi öncesi ve sonrası görünümlerindeki memnuniyet değişikliklerini karşılaştırdı ve analiz etti. Tedavi sonrası hastaların klinik etkinliği, advers reaksiyonları ve takip sonuçları. Bir tedavi küründen sonra hastaların yüz derisi göstergeleri, yaşam kalitesi ve görünümlerinden memnuniyetleri P < 0,05 ile önemli ölçüde iyileşti.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/37035918/

5

“Trombosit açısından zengin plazma (PRP) ile yüz ve boyun canlandırılması: ardışık olarak tedavi edilen 23 hastadan oluşan bir serinin klinik sonucu”

Üç aylık bir çalışmada, 23 hastadan oluşan ardışık bir seri, Eylül 2008’den Aralık 2008’e kadar her ay bir seans PRP enjeksiyonu (toplam üç seans) ile tedavi edildi. Kan yönetimi için steril bir Regen Lab Kiti kullanıldı. Hastalara yüz ve boyun derisine standart enjeksiyon noktalarından kalsiyum klorür ile aktive edilmiş 4 mL PRP uygulandı. Genel olarak sonuçlar tatmin ediciydi. Ciddi ve kalıcı bir yan etki tespit edilmedi.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/20480789/

Prp ile saç uygulamaları

PRP’nin (trombositten zengin plazma) kadın ve erkek saç dökülmesinde kullanımı

Androjenik alopesi

Bu görselin Alt özniteliği boş. Dosya adı: EKLE1-1.png
Böbrek üstü bezinin yeri
Adrenal bezin medulla ve korteks olmak üzere iki kısmı vardır. Sempatik sistem hormonları (adrenalin ve noradrenalin) medullada bulunur.Adrenal korteksi,glandın %80-90’ını oluşturur ve steroid hormonların esas kaynağıdır.
Androjenik tipte saç dökülmesinden sorumlu hormonlar; dehidroepiandrosteron,dehidroepiandrosteron sülfat

Dihidroepiandrostenedion (DHEA) primer olarak adrenal bezden doğrudan sekrete edilen 19 karbonlu bir steroid prekürsörüdür. DHEA doku sulfotransferaz/sülfataz aktivitesiyle hızlı bir şekilde klerensi daha az olan, daha uzun ömürlü, gerçekte androjenik aktivitesi olmayan dihidroepiandrostenedion sülfata  (DHEA-S) çevrilir.

DHEA ve onun sülfat esterinin, DHEAS, büyük miktarları insanların ve yakın ilişkili primatların adrenal glandlarında saklıdır. DHEAS’ın fazlaca miktarları fetal adrenal glandlarda saklıdır ve gebelik boyunca plasentada östrojenlere dönüşür. Doğumdan az zaman sonra, serum DHEAS konsantrasyonları düşük seviyelere düşer fakat 7–9 yaşlar civarında adrenarş (Adrenarş, cinsel olgunlukta bazı yüksek primatlarda ve insanlarda meydana gelen erken bir aşamadır) boyunca artar. En yüksek DHEAS seviyeleri erken yirmili yaşlarda meydana gelir ve diğer tüm hormonların seviyelerinden daha yüksektir. DHEAS seviyeleri sonraki 5 dekad boyunca azalır.

Dihidrotestosteron (DHT) hormonu, büyük oranda testosteron’un çevre dokularda 5- Alfaredüktaz enzimi aracılığı ile dönüşümünden meydana gelir. Testosteron hormonunun etkin hale gelebilmesi ve dokular üstünde androjenik etki gösterebilmesi için 5 Alfa Redüktaz adlı enzimle DHT hormonuna dönüşmesi şarttır. Testosteron, tip-1 5-alfa redüktaz ve tip-2 5-alfa redüktaz adı verilen iki enzimle DHT hormonuna dönüşür. Bu dönüşme olmadan testosteron bir çok yerde etkin olmaz.

Genetik yatkınlık ve androjenlerin aktivasyonuyla, ergenlikten sonra terminal kılların vellusa dönüşmesi ve dökülmesi ile karakterizedir. Androjenler erkekte testis, kadında ise over ve adrenal glandda yapılır. Her ne kadar asıl androjen testosteron olsa da, testosteron 5 Alfa Redüktaz enzimi ile Dihidrotestosteron’a dönüşmeden etkili olamaz. Bu yüzden testosteron, kıl matriksinde keratinositler içinde 5-alfa redüktaz ile dihidrotestosterona dönüşür ve sitoplazmik reseptör ve bağlı proteinlerle nükleusa transfer edilir. Reseptör DNA’ya tutunur ve mRNA oluşur. Sonra asıl protein; başlıca keratinler kodlanırlar. Bazı folliküller androjenleri metabolize ederken kıl büyümesini stimule eder, diğerleri ise büyümeyi inhibe ederek androgenetik alopeside olduğu gibi kılların terminalden vellusa gerilemesine sebep olurlar. Androjenlerin sakal ve vücut kıllarını arttırırken, saçlarda dökülmeye yol açmasının nedeni budur. Daha sonra kıl dökülür. Anajen faz normalde 3 yıl sürer, telojen faz ise sadece 100 gündür. Bu durumda anajen/telojen oranı 9/1’dir. Günlük saç kaybı 100’e kadar çıkabilir. Androjenik alopeside anajen faz kısalmıştır. Sonuçta anajen/telojen oranı da düşer. En sonunda kıl follikülleri minyatür bir hal alarak, terminal saç durumuna erişilir.

Androgenik alopesi (AGA) erkeklere has bir saç dökülmesi bozukluğu olarak bilinse de kadınlarda da gözlenir. Yirmili yaşlarından sonra sonra erkeklerin %5-10 unda gelişirken, kırklı yaşlarda sonra ise neredeyse yarısını etkiler. Genel olarak bakıldığında ise Androgenetik alopesi (AGA), yaşamları boyunca erkeklerin %80’ini ve kadınların %50’sini etkileyen bir saç dökülmesi bozukluğudur. Erkeklerde androgenetik alopesi bitemporal ya da vertex saç kaybı şeklinde gözlenirken, kadınlarda ise özelllikle tepe bölgesinde cansızlaşma gözlenirken, tipik olarak frontal saç çizgisi korunur. 

PRP bu tip dökülmelerde tedavi amacıyla yapılan uygulamalardan birisidir. Bir çok çalışmada eğer uygun bir şekilde hazırlanmış PRP ile yapılırsa hastanın fayda görme şansı son derece yüksektir. Ne yazık ki kullanılan kitler ve uygulanan yöntem hataları nedeniyle PRP nin başarısız gözüktüğü bir çok vakada görülmektedir. PRP başarısını artırmak için, hastadan alınan kandan hazırlanan PRP de TROMBOSİT sayısının ölçülüp, eğer yeter derecede yüksek sayı elde ettiği görülürse uygulamaya geçilmelidir, aksi taktirde trombositten fakir çıkan ve PRP denilerek uygulanan bir solüsyondan fayda sağlanamamaktadır. Çünkü PRP, yüksek sayıda trombosit ve bunlarla ilişkili EGF, IGF-1 ve VEGF gibi büyüme faktörlerini içeren otolog bir plazma preparatıdır. Bu faktörlerin ayrı ayrı saç kökü büyümesinin düzenlenmesinde önemli roller oynadığı bilinmektedir. Eğer zengin bir trombosit kitlesi elde edilemezse yapılması fayda sağlamaz.

Piyasada satılan kitlerin sonuçlarının başarılı olduğunu gösteren çalışmalar son derece önemli. Çalışmalarla kanıtlanmış kitler dahi olsa olanak varsa mutlaka işlem öncesi elde edile PRP de trombosit sayılmalı ve yeterli yükseklikte olduğu ispatlanmalıdır.

“Treatment of Androgenetic Alopecia Using PRP to Target Dysregulated Mechanisms and Pathways” çalışmasından “PRP hazırlığı. PRP’nin hazırlanmasını tasvir eden ve trombositten fakir plazma (PPP), buffy coat ve kırmızı kan hücreleri (RBC’ler) gibi temel kan bileşenlerinin santrifüjleme tekniklerine göre ayrılmasını gösteren” bir çizim. PRP hazırlanması arasında genel olarak bir standartın olmaması PRP sonuçlarında büyük hatalara da yol açmaktadır.

Konuyla ilgili çalışmalardan :

1

“Trombositten Zengin Plazma (PRP): Dermatolojideki Güncel Uygulamalar”

“Trombositten zengin plazma (PRP), yüksek konsantrasyonlarda trombosit ve büyüme faktörleri içeren otolog bir serumdur. PRP, başta saç restorasyonu, cilt gençleştirme, akne izleri, dermal büyütme ve stria distensae olmak üzere dermatolojide birçok uygulama ile önemli bir tedavi yöntemi olarak gelişmeye devam etmektedir.”

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/31584784/

2

“Trombositten zengin plazmanın dermatolojideki uygulamaları ve etkinliği: Klinik bir derleme”

“Trombosit açısından zengin plazma (PRP), iyileşmeyi hızlandırmak ve dokunun çoğalmasını ve yenilenmesini sağlamak için kemikle ilgili uygulamalarda incelenmiştir. Artık dermatolojik endikasyonlar son yıllarda hızla artmaktadır. PRP’nin dermatoloji üzerindeki klinik deneylerini, karşılaştırmalı deneylerini ve meta-analizini anahtar kelimeler aracılığıyla gözden geçirdik ve bunları yüz gençleştirme, saç, skar, vitiligo ve fraksiyonel CO2 ile sinerjistik etki olarak yeniden düzenledik ve PRP’nin önemli gelişmelere sahip olduğu sonucuna vardık.”

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/30047234/

3

“Trombositten Zengin Plazmanın Androgenetik Alopesi İçin Etkinliği: Literatürün Gözden Geçirilmesi”

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/35330343/

4

“PRP Kullanarak Androgenetik Alopesi Tedavisi”

“Genel olarak, bu çalışma, 2018 ile Ekim 2021 arasında yayınlanan son 17 klinik araştırmanın değerlendirmesine dayanarak AGA tedavisinde PRP’nin derinlemesine bir analizini sağlamayı amaçlamaktadır.”

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/35372424/

error: Content is protected !!